
Akabe Gezilecek Yerler: Dalış ve 1 Günlük Rota
Akabe, 7 günlük Ürdün gezimizin finaliydi. Kurak topraklar, çöller, bol güneş derken bir anda Kızıldeniz’le buluşmak… resmen reset tuşu gibi geldi; deniz bize hayat verdi.
Biz Akabe’ye Akabe gezilecek yerler listesini tek tek bitirmek için değil, açık konuşayım: dalış için geldik. Ve bence Akabe’yi en çok parlatan şey de bu. Eğer kafanızda tarihi şehir turu + bol müze + saatlerce gezme gibi bir plan varsa, beklentiyi baştan doğru ayarlamak lazım; Akabe o anlamda sınırlı kalabilir. Ama deniz, su altı dünyası ve o sakin kıyı havası… işte asıl olay burada.
Beni bilenler bilir: Ege aşığıyım ve yaklaşık 11 yıldır Muğla’dayım. Hal böyle olunca Ege’de (özellikle Muğla çevresinde) sayısız koy ve plaj gördüm. Yine de şunu net söyleyeyim: Akabe’nin denizi, yani Kızıldeniz, hissiyat olarak bambaşka. Tüplü dalış yapınca farkı çok daha iyi anlıyorsunuz. Aşağıda hem dalış tarafını hem de “madem geldik, Akabe’de nereleri görelim?” kısmını en pratik şekilde anlatacağım.
Akabe Gezilecek Yerler Haritası
Akabe Gezilecek Yerler Haritası (Numaralara tıklayabilir, harita üzerinde zoom yapabilirsiniz)
Akabe Gezilecek Yerler Listesi
- Tüplü Dalış
- Akabe Kalesi
- Akabe Arkeoloji Müzesi
- Arap Bayrak Direği
- Sharif Hussein bin Ali Cami
- Ayla İslam Şehri
- Akabe Roman Kilisesi
- Akabe Marine Park
Akabe Gezilecek Yerler Listesi
Akabe, Ürdün’ün (ve Ürdünlülerin) denizle buluştuğu tek yer. Şehre girer girmez bunu hissediyorsunuz zaten: etraf bir anda yeşeriyor, palmiyeler çoğalıyor, havaya hafif bir nem karışıyor ve çöllerden sonra denize yaklaştığınızı hissediyorsunuz. Deniz, bir yerleşim yerini nasıl dönüştürüyorsa Akabe’yi de öyle dönüştürmüş; sadece çevreyi değil, insanların enerjisini ve ruh halini bile.
Akabe’yi popüler yapan şey sadece deniz değil. Amman’a kıyasla Petra ve Wadi Rum’a daha yakın olması da büyük avantaj. Yani “tek şehir seçip hem deniz hem çöl hem antik şehir yapayım” diyorsanız Akabe güzel bir merkez oluyor. Üstüne bir de Kızıldeniz’in mercan resifleri eklenince, burası dalış ve şnorkel için gerçekten güçlü bir nokta. Batıklar da (uçak/gemi gibi) dalış deneyimini ekstra keyifli hale getiriyor. Bu arada internette Akabe’de dalış çok da bir şey değil tarzı yorumlara denk gelirseniz çok takılmayın; deneyim biraz doğru nokta + doğru firma meselesi. Yazının devamında zaten hepsini anlatıyorum. 😊
Dalış dışında Akabe gezilecek yerler listemde aşırı kalabalık bir liste yok. Bence en güzeli şu: önce dalış ya da şnorkeli halledin, sonra kalan noktaları kısa bir şehir turu gibi gezip tamamlayın. Biz de öyle yaptık. Üstelik Akabe’de gezilecek yerlerin çoğu birbirine yakın; yorulmadan, koşturmadan bitiyor.
Son bir not: Bazı listelerde Petra ve Wadi Rum da Akabe gezilecek yerler içine sıkıştırılıyor ama bence onlar bambaşka bir dünya. O yüzden bu yazıda onlara liste kalabalığı yaptırmayacağım. Eğer oralara da gidecekseniz, ayrı ayrı yazdığım rehberlere mutlaka göz atın.
Akabe’de Tüplü Dalış
Akabe’de tüplü dalış, Ürdün’de yapabileceğiniz en güzel aktivitelerden biri. Yolunuz Akabe’ye düşer ve bu deneyimi yaşarsanız ne demek istediğimi çok net anlarsınız. Kızıldeniz’in su altı dünyası gerçekten büyüleyici: mercan resifleri, renk renk balıklar, su altı bitkileri ve bazı noktalarda yapay olarak oluşturulmuş batıklar… Hepsi bir araya gelince Akabe’de dalış, sadece bir aktivite olmaktan çıkıp günün yıldızına dönüşüyor.
Akabe, Ürdün’ün denize açılan tek kapısı. Petra’nın antik atmosferinden, Wadi Rum’ın kızıl çöllerinden sonra buraya gelince insan gerçekten ters köşe oluyor. Bir anda turkuaz sular, deniz kokusu ve bambaşka bir tempo… Bu yazıda Akabe’yi, Kızıldeniz’i ve tüplü dalışla ilgili bilmeniz gerekenleri en pratik haliyle anlatacağım.
Muğla’da yaşadığımızı muhtemelen biliyorsunuz. Yazın şnorkelimiz neredeyse yüzümüze yapışık geziyoruz; su altı bizi hep heyecanlandırıyor. Buna rağmen yıllardır bir türlü tüplü dalış yapma fırsatı yakalayamamıştık. Kısmet Kızıldeniz’eymiş!
Akabe dalış turu nasıl geçiyor? Akabe dalış turu genelde marinadan tekneyle çıkışla başlıyor. Dalış yapılacak ilk noktaya yaklaşık 1 saat gibi bir sürede ulaşıyorsunuz. Bu yolculuk sırasında özellikle ilk kez tüplü dalış yapacaklara kısa bir eğitim veriliyor: ekipman kullanımı, nefes alma, su altında iletişim için temel el işaretleri gibi konular anlatılıyor.
Tekne çoğunlukla 2 ayrı noktada duruyor ve dalışlar burada yapılıyor. Katılımcı çoksa gruplar dönüşümlü dalıyor: bir grup ilk noktada dalarken diğer grup bekliyor ya da şnorkelle yüzebiliyor. Dalış ekipleri genelde 3-4 kişilik oluyor ve her grubun yanında ekipten bir dalgıç eşlik ediyor. Kıyafetleri giyip ekipmanları kuşanıp suya giriyorsunuz. Önce kısa bir pratik yapılıyor. Şnorkelle yüzmeye alışıksanız su üzerindeki rahatlık tanıdık geliyor ama tüplü dalışta olay aşağıya inince başlıyor: su altındaki sessizlik, renkler ve o başka dünya hissi…
Su altında ne görüyorsunuz? Kızıldeniz’in su altı zenginliğine tanıklık ediyor, mercanların ve balıkların arasında yüzüyorsunuz. Bazı bölgelerde batıklar da var; biz batık bir uçağın olduğu noktaya daldık ve açıkçası çok etkileyiciydi. Yanınızda olan dalgıç, su altında sürekli sizinle iletişimde kalıyor ve çoğu turda fotoğraf/video çekimi de yapılıyor.
Ben dalmadan önce azıcık endişeliydim ama suya inince his şu oldu: sıfır korku, sonsuz mutluluk. Çıktığımızda ikimizin de yüzünde aynı ifade vardı: “Bunu neden daha önce yapmadık?”
Biz hangi firmayla daldık? Akabe tüplü dalış için biz Coral Garden Diving Centre ile anlaştık. Tarihi önceden bildirdik, onlar da bizimle buluşma saatini ve konumu paylaştı. Tur günü önce ofislerinde buluştuk; gerekli formlar dolduruldu, herkes için uygun beden dalış kıyafeti ayarlandı. Sonra marinanın yolunu tuttuk: aracı olanlar kendi aracıyla, isteyenler servisle geçti.
Tekne gayet konforluydu. Çay/kahve ve su ikramları vardı. Marinadan çıktıktan sonra bazı bölümlerde fotoğraf/video konusunda uyarı yapılabiliyor; kısa bir süre sonra serbest oluyorsunuz ve Kızıldeniz’in maviliklerine doğru yol alıyorsunuz.
Yemek, dönüş ve “bu işin fiyat kısmı”
Dalış turlarının çoğunda öğle yemeği de pakete dahil oluyor. Bizim turda da yemek teknede servis edildi; Ürdün’de yediğimiz en lezzetliler arasına girdi diyebilirim.
Fiyat konusuna gelince: Bizim gittiğimiz dönemde paket seçenekleri “1-2-3 dalış” şeklindeydi ve ulaşım (otelden alma-bırakma), yemek, içecekler ve su altı fotoğrafları gibi kalemler pakete dahildi. Ama fiyatlar ve dahil olanlar dönem dönem değişebildiği için gitmeden önce mutlaka firmadan güncel bilgiyi teyit etmenizi öneririm.
Değer mi? Gitmeden önce “Akabe’de tüplü dalış şart değil” diyen yorumlara da denk gelmiştik. Ama bu iş biraz kişisel: beklenti, doğru nokta ve doğru firma çok fark ettiriyor. Bizim deneyimimiz net: Kızıldeniz bize eh işte hissinden fazlasını verdi. O yüzden yolunuz Ürdün’e düşerse ve imkanınız varsa Akabe’den bu deneyimi yaşamadan dönmeyin. Rezervasyon bağlantıları aşağıda.
- Akabe Açık Büfe Öğle Yemeği ile Kızıldeniz Şnorkel Tekne Turu
- Özel Plaj Erişimli Kıyı Dalışı ve Öğle Yemeği
Akabe Kalesi

Dalış sonrası arabamıza atladık ve kısa bir Akabe gezisi yaptık. Günün son saatleri olunca gün batımı eşliğinde keyifli bir gezi oldu. İlk durağımız Akabe Kalesi’ydi.
Akabe Kalesi’nin tarihi Memlüklüler Devleti’ne kadar dayanıyor. Kale, Memlüklülerden Osmanlılara kadar birçok tarihi hanedanlık döneminde kullanılmış ve yenilenmiş. Kıyı şeridinde yer aldığından daha sonra Osmanlı İmparatorluğu’nu devirmek için önemli bir üs olmuş.
Kale, hac duraklarının bir noktasıymış ve zamanında kervansaray olarak da kullanılmış. Akabe Kalesi, Kızıldeniz’deki konumu göz önüne alındığında çevresindeki diğer kalelerden daha büyük.
Kale içinde bir cami bulunuyor. Caminin ayakta kalan yapıları kıble ve mihrap kısmı. Kale konumundan dolayı genelde konaklama için kullanılmış. Osmanlı yönetimi sırasında Arap İsyanı olduğunda kalenin bazı odaları askeri kışlaya dönüştürülmüş. Akabe Kalesi’nin ana kapısının üzerinde yazılı olan Haşimi Arması’nı görebilirsiniz.
Not: Biz gittiğimizde kale tadilattaydı. Tadilat bitmediyse görebileceğiniz çok fazla bir şey yok bilginiz olsun.
- Akabe Kalesi’nin herhangi bir giriş ücreti yok.
- Konum burada.
Akabe Arkeoloji Müzesi

Akabe Arkeoloji Müzesi, kalenin hemen yakınında bulunuyor. Müzede Akabe bölgesindeki kazı alanlarında çıkan eserler sergileniyor. Bu bölgelerden biri olan Akabe yakınlarındaki Tall Hujayrat Al-Ghuzlan arkeolojik alanında yakın zamanda keşfedilen ve MÖ 4000 yılına kadar uzanan Bronz Çağı eserleri de bu müzede gösteriliyor.
Müzeye ev sahipliği yapan bina, Haşimi Devleti’nin kurucusu Şerif Hüseyin‘in sarayıymış ve Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra yeniden inşa edilmiş. Müze, 1989 yılında kurulmuş ve hala yerinde hizmet vermeye devam ediyor.
Akabe Arkeoloji Müzesi’nin konumu burada.
Arap Bayrak Direği

Akabe Bayrak Direği (Aqaba Flagpole), Büyük Arap İsyanı (Arab Revolt) bayrağını taşıdığı için “Arab Revolt Flagpole” adıyla da anılıyor. Arab Revolt Plaza’da, deniz kıyısında yükselen bu dev direk 2004’te yapılmış ve açıldığı dönemde dünyanın en yüksek bağımsız (free-standing) bayrak direği olarak öne çıkmış; sonrasında daha yüksek direkler inşa edilince zirveyi bırakmış. Yüksekliği kaynaklarda genelde yaklaşık 130 m olarak geçiyor (bazı kaynaklarda “132 m” bilgisine de rastlayabilirsiniz).
Direğin tepesindeki bayrak yaklaşık 60 m x 30 m boyutlarında, polyester bir bayrak. Direk 11 parçadan oluşuyor ve bu dev yapı Körfez boyunca oldukça uzaktan seçilebiliyor; hatta İsrail, Mısır ve Suudi Arabistan’dan görülebildiği de söyleniyor.
Arab Revolt Plaza’da yer alan Arap Bayrak Direği’nin (Aqaba Flagpole) konumu burada.
Sharif Hussein bin Ali Cami

Akabe gezilecek yerler listesine Akabe’nin en büyük camisi olan Sharif Hussein bin Ali Cami ile devam ediyoruz. Tam gün batımına buraya geldik ve oldukça güzel bir manzara yakaladık.
Cami, 1908’den 1917’ye kadar Mekke’nin Şerifi ve Emiri olan Hüseyin bin Ali’nin adını almış. Arap İsyanı’nın başlatıcısı olarak bilinen El Şerif Hüseyin Bin Ali, Lawrence ile iş birliği yaparak Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu’na karşı isyan çıkarmış.
Sharif Hussein bin Ali Cami, Ürdün camileri arasında en büyük kubbeye sahip. Akabe vatandaşları için ana cami olarak kabul ediliyor. Konum burada.
Ayla İslam Şehri

Hz. Osman tarafından 650 civarında inşa edilen Ayla, Arap Yarımadası dışında inşa edilen ilk İslam şehri olarak biliniyor. Bu şehirde kalıntıdan başka bir şey yok. Zamanınız kısıtlı ise pas geçebilirsiniz.
Şehri Emevilerin imar ettiği biliniyor. Daha sonra Haçlılar şehre saldırmış ve şehri tahrip etmişler. Akabe’nin liman şehri olmasından dolayı burası da zamanında önemli bir ticaret şehriymiş. Filistin’e liman olarak hizmet veren şehir aynı zamanda Hicaz için bir konaklama yeriymiş.
Bir zamanlar Mısırlı hacıların Mekke yolunda önemli duraklarından da birisiymiş. Ayla İslam Şehri’nden çıkarılan tarihi eserler Akabe Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.
Ayla İslam Şehri’nin konumu burada.
Akabe Roman Kilisesi

Eski Roma Kilisesi, 3. yüzyılda kurulmuş. Arkeologlara göre burası dünyanın en eski kiliselerinden biriymiş. Romalılar buraya geldikten sonra kiliseyi yıkmışlar. Kilise bazilika formda inşa edilmiş. Kilisede yapılan kazı çalışmalarında 24 insan iskeleti, çanak çömlek ve bazı sikkeler bulunmuş.
Kilisede ayakta kalan yapı yok. Var olan yıkık yapılar çamur ve kayadan yapılmış. Biz gittiğimizde sadece fotoğraf çektik ve çıktık. Zamanınız yoksa vakit kaybetmeye gerek yok.
Akabe Eski Roman Kilisesi’nin konumu burada.
Akabe Marine Park

Yaklaşık 7 km’lik uzunluğa sahip Akabe Marine Parkı Akabe’nin güneyinde yer alıyor. Park 19 dalış alanına sahip. Biz de dalışa katıldığımız firma ile bu alanda dalış yaptık. Tabi ki buraya denizden ulaştık. Parkın içindeki durumdan çok haberimiz yok.
Akabe Deniz Parkı, ASEZA tarafından yönetiliyor. Plaja giriş ücretsiz. Eğer tüplü dalış yapmayacaksanız burada şnorkel ile yüzebilirsiniz. Şnorkel için Akabe merkezden ziyade bana burası daha mantıklı geldi. Şnorkel yaparken su altında gördüğünüz hiçbir şeye dokunmaya çalışmayın. Bu kural dalış sırasında bize en az 10 kere hatırlatıldı.
Eğer buraya karadan giderseniz tecrübelerinizi aşağıda yorum kısmında paylaşırsanız sevinirim. Daha iyi olanaklar için park yakınında bulunan Berenice Beach Club isimli işletmeyi tercih edebilirsiniz. Parkın konumu burada.
Akabe Hakkında Kısa Bilgiler
Akabe Nerede? & Akabe’ye Nasıl Gidilir?

Akabe, Ürdün’ün en güney ucunda yer alıyor ve ülkenin Kızıldeniz’e açılan tek kıyı şehri. (Evet, Ürdün’de deniz tatili denince seçenek basically Akabe) Şehrin bulunduğu Akabe Körfezi, Kızıldeniz’in kuzey kolu ve ilginç tarafı şu: aynı körfezin kıyıları Ürdün, İsrail, Mısır ve Suudi Arabistan arasında paylaşılıyor. Akabe’nin haritadaki konumu: burada.
Biz Akabe’ye Wadi Rum’dan geçtik. Yolda bir polis kontrol noktasından geçiyorsunuz; pasaport ve araç belgelerine bakıyorlar. (Kısa sürüyor, panik yok.) Yazıda da söylediğim gibi: Akabe’ye gelecekseniz bence planın yıldızı dalış olsun.
Akabe’ye en kolay ulaşım yolu elbette uçak. Şehirde uluslararası bir havalimanı var: Kral Hüseyin Havalimanı (King Hussein International Airport / AQJ). Türkiye’den Akabe’ye dönem dönem direkt uçuşlar bulunabiliyor. Ancak bu seferler sezonluk değişebildiği için gitmeden önce güncel durumu mutlaka kontrol etmek gerekiyor. Direkt uçuş olduğunda yolculuk ortalama 2,5 saat civarı sürüyor.
Eğer planınız sadece Petra ve Wadi Rum ise, yakınlık açısından Akabe Havalimanı avantajlı olabiliyor. Fakat bizim araştırdığımız dönemde Akabe uçak biletleri, Amman’a kıyasla genelde daha pahalı görünüyordu. Bu yüzden en sağlıklısı, biletleri iki şehir için de karşılaştırarak karar vermek. Ucuz uçak bileti için bu yazımı muhakkak okuyabilirsiniz.
Vize notu (kısa ama önemli): Ürdün için Türk vatandaşlarına yönelik genel uygulamada 90 güne kadar vize muafiyeti bulunuyor. Yine de kurallar değişebileceği için seyahatten önce güncel durumu kontrol etmekte fayda var. Bir de önemli bir detay: Ürdün’de 2 haftadan uzun kalmayı planlayanların adres beyanı ile ilgili bir uygulama bulunuyor ve yapılmadığında ceza söz konusu olabiliyor. Uzun kalış düşünenler bu kısmı özellikle dikkate almalı.
Akabe’ye Ne Zaman Gidilir?

Akabe, Kızıldeniz kıyısında olduğu için Ürdün’ün iç kesimlerine göre daha yumuşak bir havaya sahip. Ama ılıman derken yanlış anlaşılmasın: yazları ciddi sıcak, kışları ise mild (özellikle gündüzleri) geçiyor. Yazın (özellikle Haziran-Ağustos) gündüz sıcaklıkları çok yükseliyor; güneş tepede yakıyor.
Kışın ise Akabe’nin en büyük avantajı şu: Ürdün genelinde akşamları sert serinlik olurken Akabe’de denizin etkisiyle hava genelde daha dengeli. Yine de 15 derecenin altına zor iner demeyelim; özellikle Ocak-Şubat geceleri sıcaklık tek hanelere inebiliyor.
Yağış konusu da Akabe’de “yağmurlu sezon” gibi değil; genel olarak yağış çok az. Yağmur görme ihtimali daha çok kış aylarında (kabaca Kasım-Mart) artıyor ama miktar yine de düşük.
Akabe’ye ne zaman gidilir?
Bence en ideal dönemler bahar (Mart-Mayıs) ve sonbahar (Eylül-Kasım). Hem şehir içinde gezmesi daha rahat, hem de deniz keyfi/dalış için koşullar genelde daha dengeli oluyor.
Dalış için küçük not: Kızıldeniz’de dalış yılın çoğunda mümkün; yaz sonu-sonbaharda su daha sıcak oluyor. Kışın da dalınır ama su daha serin olabildiği için üşüyenler adına kalın wetsuit işleri kolaylaştırır. Gitmeden önce mutlaka günlük hava ve rüzgâr durumuna bakın; denizde planlar bazen 1 günde değişebiliyor.
Akabe’de Ne Yenir?
Akabe’ye kadar gelmişken Ürdün mutfağını pas geçmek olmaz. Biz dalış turunda teknede efsane bir öğle yemeği yedik ama itiraf: Akabe’de restoran keşfi yapma şansımız pek olmadı. Yine de sahil tarafında birçok mekan gördük; özellikle akşam saatlerinde canlı oluyor.
“Akabe’de ne yenir?” sorusunun cevabı aslında net: Ürdün’ün meşhur lezzetleri burada her yerde karşınıza çıkıyor. Biz sabah-öğle-akşam aynı lezzetlerle göz göze geldik, kaçış yok. 😂
Ürdün Akabe’de Ne Yenir?
- Shawarma (Şavurma): İnce lavaşa sarılmış et/tavuk, bol sos, turşu… hızlı ve garanti mutluluk.
- Humus: Nohut + tahin temelli klasik meze; yanında sıcak pideyle “tabak bitti bile” oluyor.
- Mansaf: Ürdün’ün en meşhur yemeği; genelde pirinç + kuzu eti + jameed (kurutulmuş yoğurt) sosuyla servis edilir.
- Moutabel: Patlıcanlı meze (tahin/yoğurt/limon dokunuşlarıyla); humusla birlikte masanın yıldız ikilisi.
- Maklube (Maqluba/Maglouba): Kelime anlamı “ters çevrilmiş”; pilav–sebze–et kat kat pişiriliyor, sonra tencere ters çevrilip servis ediliyor.
- Tabbouleh (Tabbule): Maydanoz ağırlıklı ferah salata; limon–zeytinyağıyla çok iyi gider.
- Şekerli & naneli çay: Ürdün’de çay olayı “misafirperverliğin içilebilir hali” gibi; nane ve şekerle çok sık geliyor.
- Künefe: Tatlı ekip buraya; sıcak-şerbetli-peynirli klasik, özellikle akşam üstü iyi gider.
- Galayet Bandora (bazı yerlerde “galayah bandura” diye de geçer): Domates–sarımsak–biberle tavada yapılan, ekmek banmalık efsane bir lezzet.
Sıkça Sorulan Sorular
Akabe nasıl bir yer?
Akabe, Ürdün’ün denize açılan tek kapısı. Dolayısıyla ayrı bir atmosferi var. Biz buraya Petra ve Wadi Rum gezimiz sonrasında gittik ve bu güzel coğrafya bizim ruhumuzu açtı. Yazımda da belirttiğim gibi buradaki gezilecek yerler çok önemli değil. Bunun yerine Akabe’ye kesinlikle dalış için gelmelisiniz. Dalış noktasında Akabe gerçekten çok özel bir yer.
Akabe kaç günde gezilir?
Akabe bence yarım günde gezilir. Çünkü gezilecek yerler hem az hem de birbirine oldukça yakın konumda. Tabi dalış yapacaksanız ya da denize girecekseniz bu süre daha uzun olur. Şunu belirteyim Akabe’ye 2 günden fazla zaman ayırmayın bence.
Akabe gezilecek yerler başlıklı yazımın sonuna geldik. Umarım faydalı bir yazı olmuştur. Diğer Ürdün yazılarımı okumadan Ürdün’e plan yapmayın. Şimdiden güzel bir seyahatiniz olsun.😊